Unutulmamış
Bir zamanlar
adını andığımda yüzümün içi gülerdi.
Şimdi kimse duymuyor adını,
ama içimde hâlâ bir yer
usulca ayağa kalkıyor.
Biz güzel bir aşk yaşadık,
öyle yarım yamalak değil —
sabaha kadar konuşulan,
aynı göğe bakıp başka hayaller kurulan,
ellerin birbirini ezbere bildiği bir aşk.
Sonra zaman girdi aramıza.
Ne kavga ettik ne de büyük sözler söyledik.
Sadece hayat,
iki ayrı yöne çağırdı bizi.
Biz de gittik.
Aradan yıllar geçti.
Şehirler değişti,
evler, alışkanlıklar, yüzler değişti.
Ama bazı akşamlar var ki —
rüzgârın serinliği aynı yerden esiyor.
İşte o an,
unutmadığımı anlıyorum.
Unutmak başka şeymiş meğer,
üstünü örtmek başka.
Ben seni unutmamışım,
sadece kalbimin derin bir rafına kaldırmışım.
Tozlanmamışsın bile.
Şimdi adını içimden geçirirken
bir sızı değil,
tatlı bir hüzün var.
Demek ki bazı aşklar
bitse de eksilmiyor.
Zaman ayırıyor belki,
ama silemiyor.
Ve ben biliyorum;
eğer bir gün bir yerde karşılaşsak
gözlerimizde aynı cümle duracak:
“Geç mi kaldık…?”
Ama yine de
iyi ki... ... ... ... ...